Şöhretler alanı kolaydır. Hoyratça,
rahat at koşturulur. Azıcık şirazeden çıkıverdiler mi? Hiç endişe etmeden, terliği
kabasına kabasına gücünüz yettiğince vurursunuz. Düzelirler. Onları biz var
ettik ya– biz doğurduk gibi – eti de kemiği de bizimdir artık. İstersek
etlerine ütü bile basarız.
Dokunmanın, rüzgarı arkasına
alanın, hatta yan bakanın bile yandığı dönemlerde, hıncınızı bu all time classic şamar oğlanlarımızdan
alabilirsiniz. Onlar her zaman
medyanın, sosyal paylaşım sitelerinin kabası açık terlik arsızı ünlüleridir. Gel gel gel güzelim. Gel hiç acımıyacak!
misali…
Örneğin, en temel insanlık
hakkı olarak siyasi konulara girerlerse, özel alanları işgal edilse bile yeni
birileri ile görülürlerse, azıcık kafayı çekip, dik bir tweet atarlarsa… hemen
koparı verin etlerini.
Onlar medyamızın boyalı kuşlarıdır. Avcı olanlarınız bilir. Göz ilk önce onları seçer ve
indirir aşağıya. Bu boyalı kuş cenneti üçe ayrılır:
Samanlıkta uyuyanlar:
En kolay hedef olanlarıdır. Ne
deseler kıvılcım olup, yattıkları yer alev alır. Günlerce yangını
söndüremezler. Laf aramızda en acıdığım grup bu gruptur. Örnek mi? Tarkaaaaaan,
Orhan Pamuk, Beren Saat, Nurgül Yeşilçay, Tolga Karel…
Kafadan Kumandalar: Haberlerini taştan çıkaranlar da denir. Hani eskilerin de dediği gibi,
baş ol da soğan başı ol! Hiç farketmez’ciler. Fazıl Say, Gülben Ergen, Demet
Akalın, Ertuğrul Özkök, Deniz Akaya…
Yabancı gelinler. Yerli oryantalistler. Katiyen, yerelde neler olup bittiğini anlamazlar.
İlişkilerde, kulak memesi eninde derinleşmez. Ajda, Ayşe Arman, Burcu Esmersoy,
Elif Şafak, Nişantaşı, Mustafa Sandal…