27 Aralık 2012 Perşembe

Boyalı Kuş Cenneti.


Şöhretler alanı kolaydır. Hoyratça, rahat at koşturulur. Azıcık şirazeden çıkıverdiler mi? Hiç endişe etmeden, terliği kabasına kabasına gücünüz yettiğince vurursunuz. Düzelirler. Onları biz var ettik ya– biz doğurduk gibi – eti de kemiği de bizimdir artık. İstersek etlerine ütü bile basarız.

Dokunmanın, rüzgarı arkasına alanın, hatta yan bakanın bile yandığı dönemlerde, hıncınızı bu all time classic şamar oğlanlarımızdan alabilirsiniz. Onlar her zaman medyanın, sosyal paylaşım sitelerinin kabası açık terlik arsızı ünlüleridir. Gel gel gel güzelim. Gel hiç acımıyacak! misali…

Örneğin, en temel insanlık hakkı olarak siyasi konulara girerlerse, özel alanları işgal edilse bile yeni birileri ile görülürlerse, azıcık kafayı çekip, dik bir tweet atarlarsa… hemen koparı verin etlerini.

Onlar medyamızın boyalı kuşlarıdır. Avcı olanlarınız bilir. Göz ilk önce onları seçer ve indirir aşağıya. Bu boyalı kuş cenneti üçe ayrılır:

Samanlıkta uyuyanlar:
En kolay hedef olanlarıdır. Ne deseler kıvılcım olup, yattıkları yer alev alır. Günlerce yangını söndüremezler. Laf aramızda en acıdığım grup bu gruptur. Örnek mi? Tarkaaaaaan, Orhan Pamuk, Beren Saat, Nurgül Yeşilçay, Tolga Karel…

Kafadan Kumandalar: Haberlerini taştan çıkaranlar da denir. Hani eskilerin de dediği gibi, baş ol da soğan başı ol! Hiç farketmez’ciler. Fazıl Say, Gülben Ergen, Demet Akalın, Ertuğrul Özkök, Deniz Akaya…

Yabancı gelinler. Yerli oryantalistler. Katiyen, yerelde neler olup bittiğini anlamazlar. İlişkilerde, kulak memesi eninde derinleşmez. Ajda, Ayşe Arman, Burcu Esmersoy, Elif Şafak, Nişantaşı, Mustafa Sandal…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder