Onbir yaşımda. Çok yakın bir aile dostumuzdu. Benden 20-25 yaş büyük, evli ve 3 çocuğu olan, ailecek görüştüğümüz, evimize sorgusuz giren, çıkan, hep birlikte tatillere gittiğimiz ve “abi” dediğim birisi.
Nasıl başladı tecavüz etmeye?
Önemli mi? Başladı işte
Senin özelinde toplumsal bir vakayı konuşuyoruz. “Oldu işte” diye bunu konuşmayalım mı?
Birgün bizim evde kimse yokken geldi ve cinsellikten bahsetmeye başladı. Önce bir abinin, ergen kardeşine “hayatı” öğretmesi gibi girdi söze. Önemli ve yerine getirilmesi gereken bir görevi yapan bir abi gibi. Zamanı gelmiş bir eğitimi verir gibi. Uzun uzun anlattı. Sonra dokunmaya başladı işte... zamanla yüzü ve sesi değişmişti.
Neler hissettiğini hatırlıyor musun?
Utancımdan yüzümün ateş gibi yandığını ve kıpkırmızı olduğumu hissettim. Daha önce hiç duymadığım ama yeni yeni çok merak etmeye başladığım bir sürü detay anlatıyordu işte: Çocuk nasıl yapılır? Cinsel ilişkilerde kadınlar nasıl uyarılır? erkekler nasıl boşalır? Erkekler arasındaki yaşanan sexin detayları falan... Daha önce hiç tanımadığım, her yerimi uyuşturan bir uyarılma hissi ve çok çaresiz kalmanın yaşattığı o büyük korku. Daha çok da panik. Bu duygular birbirini daha da büyütüyordu sanki. Dünyanın sonuna gelmişim gibi. O andan sonrası yok gibi. Çok büyük bir günah kapısından girmek gibi.
Hala çok canlı hatırlıyorsun o gün yaşadığın hislerini. Kaç yıl geçti üzerinden?
20 yıldan fazla oldu işte... O hisler benim hayatında hep peşimden geldi sonra. Unutulmaları imkansız. Hala yaşadığım en sıradan günlük olayda bile o gün taciz altında hissettiklerimi yaşıyorum. Hep korkarım. O gün yapamadığım gibi karşı koymaya çalışırım. Ama pek beceremem. Kendime öfkelenirim sonra... Ben öğrenemedim kendimi korumayı. Çaresizlik içinde içime kapanırım. Dış hayatla ilişkim kendi kurguladığım kocaman bir yalan gibi.
Yani her an taciz edildiğini mi hissediyorsun? Hayatın her an tacizlerle doluymuş gibi.
Evet. O olaydan sonra aynı kişiyle 6-7 yıl kadar daha sürdü bu durum.
Sistemli olarak 18 yaşına kadar tecavüze uğradın?
Evet. Ağır bir baskı altında, nefes bile aldırmıyordu bana. Tehditler ediyordu sürekli. Hayatımı tam bir cehenneme çevirmişti. Eğer dediği şeyleri yapmazsam, beni rezil edeceğini, ailemin ve benim kimsenin yüzüne bakamayacağımı söyleyip, durdu sürekli. Hafta da bir kez mutlaka bir fırsat yaratıyor ve benimle birlikte oluyordu. Elini kolunu bağlarlar da hareket edemezsin ya onun gibi. Yaşadığımız yer çok küçük, az nüfuslu bir kasabaydı. Herkes herkesi tanır... Sürekli, en ufak bir olayda “çevre ne der? Aman kimse duymasın!” diye yaşadığımız bir hayatımız vardı. Bu durumun duyulması ailemi benim yüzümden yaşadığımız yerden, memleketimizinden ayrılmak zorunda bırakırdı kesin. Babam kalp krizi geçirebilir, annem benim yüzümden intihar edebilirdi... Öyle düşünüyordum.
Senin yüzünden mi?
Zaten hep onları üzen, çok yaramaz bir çocuktum... Öyle söylerlerdi bana. Bu durum da bir anlamda benim yaramazlığımın bir sonucu diye düşünüyordum. 11 yaşımdaydım. Çok korkuyordum.
Suçlu olan sendin yani? 11 yaşında bir ÇOCUĞA tecavüz ediliyor. Üstelik buna yıllarca sistemli olarak devam ediliyor ama o ÇOCUK, bunun hak edilmiş bir ceza olduğuna inanıyor. Bu nasıl bir duygu?
Çok basit. Sürekli olarak “Sen yaramaz bir çocuksun, bir gün beni yaramazlığınla öldüreceksin!” diyen annene nasıl inanıyorsan bunun da senin yaramazlığın olduğuna öyle inanıyorsun. İlkokul 5. sınıfta idim. Tepemde beni tehditler eden bir adam tarafından tecavüze uğruyordum. Sağlıklı bakış açıları geliştirmenin imkanı var mı? Bana inanmıyorsun! Ama öyle... Anlatmayayım mı?
Sana inanıyorum. Yaşadıklarını daha iyi anlamaya çalışıyorum sadece.
Peki o zaman sana bir şey daha söyleyeyim; tek arzum onun bir şekilde ölmesiydi. Yok olmasıydı. Hep bunun için dua ettim. Tek kurtuluşumun onun ölmesi olduğunu düşünüyordum.
Nasıl ölmesini istiyordun?
Bana ve aileme zarar vermeyecek bir şekilde ama acı çekerek. Mesela, yemeğine, ona kalp krizi geçirtecek birşeyler koyabilmeyi isterdim.
“Onun bir şekilde ölmesi” demiştin ama bu onu öldürmeyi istemek. Aynen seni tecavüzleriyle bir şekilde öldürdüğüne inandığın gibi sen de onu öldürmek istedin. Öç almak istiyordun.
Yıllarca sadece bu duyguyla yaşadım. Odama çekilir saatlerce bunu hayal ederdim. Çaresizlik içinde. Benim dışımda hiçkimsenin başına gelmediğini düşündüğüm bu durumdan nasıl kurtulacağımın hayallerini kurardım.
Ailen bu odaya çekilme ve saatlerce çıkmama durumunu fark etmedi mi? “Oğlum ne oluyor böyle tek başına...” diye sormadılar mı?
Ergenlik tripleri gibi geliyordu bu hallerim. Aşırı saldırgandım. Kafamı duvarlara vuruyordum sinirlenince. Kendimi tokatlıyordum ailemle tartışırken.
Kendini “yaramaz” olduğun için cezalandırıyordun yani...
Aynen. Neredeyse hiç arkadaşım yoktu. Onlar gibi değildim işte! Diğer çocuklar ya anlarsa bendeki bozukluğu diye düşünüyordum... Hep tek başıma, odamda yüksek sesle konuşarak kendimle arkadaşlık ediyordum. Sadece hayal kurmaktan zevk alıyordum. Derslerim feci kötü gidiyordu. Ailem, özel derslere verilecek paraları olmamasına rağmen sırf bana destek olsun diye özel ders alacağım hoca tutmuştu. Olmadı işte. Aklımda sadece içine düştüğüm bu çaresiz durumdan kaçıp, kurtulmak vardı. Çok tuhaf gelebilir sana ama taciz edilmek artık bir hazza dönüşmüştü biliyor musun? Hala da öyle tahrik olurum. Beni taciz etmeleri beni çok tahrik eder.
Taciz edilmeden cinsellik yaşamayı öğrenmemişsin ki. Bu senin suçun değil... Erhan, konuşmalarında çok yüksek farkındalık var. Beni çok şaşırtıyorsun.
5 sene kadar düzenli olarak psikiyatriste devam ettim. Tedavinin gerçekten çok ama çok yardımı oldu bana. Kendimle ve yaşadığım hayatla yüzleştim. Ayağıma takılan tekrarlarımdan ve tahammül edemediğim duygularımdan büyük ölçüde kurtuldum ya da niye tekrar ediyor olduğumun farkına varıp, sakinleşmeye başladım. Çok da okudum tabi. Ailemin ve hocalarımın bana veremediğini ben kendim edinmeye çalıştım yani. Hala daha öğrenmeye çalışıyorum.
Nasıl kurtuldun peki sana tecavüz eden adamdan?
Üniversiteyi okumak için İstanbul’a kapağı attım. O gerçek mesafe kurtuluş oldu benim için.
Kurtuluş mu? Kaçış mı?
Kaçış olsa ne fark eder? Uzaklaştım işte! Kurtulmam için kaçmam şarttı. Üniversite eğitimi bu anlamda benim için fırsat oldu. Zaman aldı tabi tekrar hayatla iletişime geçmem. Arkadaşlarım oldu. Sinemalara, konserlere gittim. Okuldaki söyleşi ve seminerlere katıldım... Bunlar bana rahat, nefes aldırmaya başlamıştı. Tek sorunum içimden bir türlü atamadığım keder duygusuydu. Çok sık derin derin kederlere dalıyordum. Odama çekiliyor, sakinleşmeye çalışıyordum.
Küçükken tacize uğradığında yaptığın gibi mi?
Evet. Küçükken yaptığım gibi. Bu durum öyle sık tekrarlamaya başladı ki artık dayanamıyordum. En çok da cinsel olarak kendimi çaresiz hissediyordum. Sağlıklı bir cinsel hayatım yoktu. Geceleri, büyük bir korku içinde gaylerin gittiği, hamam ve sinemalara gitmeye başladım. Orada her türlü riske açık bir şekilde sex yapmaya başladım. Korku ve haz birbirine karışır. Sonrasında da büyük bir suçluluk duygusu... Tam da tecavüzle başlayan cinsel eğitimim gibi. Sen söylemeden ben söyleyeyim bunu. Çok bilmiş adam!
Kızıyor musun bana?
Biraz. Ama beni anlaman hoşuma gidiyor daha çok.
Cinsel hayatın hala böyle mi devam ediyor?
Bundan 7 yıl önce birine çok aşık oldum... Onunla birlikte geçen 5 yılımda hayatımda pek çok şeyi düzelttim diyebilirim. Hatta beni doktora gitmeye de o ikna etmişti. Çok zor bir süreç gerçekten psikiyatriste gitmek. Gitmek değil de orada, o odada 5 yıl boyunca her hafta 50 dakika oturmak çok zor. Pandora’nın kutusu açılıyor sanki. İçindeki pislikler her yere saçılıyor. Sonra onları teker teker binbir emek üst üste koyarak yeniden bir sen yaratmaya çalışıyorsun. Çok zor. Her duygun çok canlı oluyor. Ama iyi ki yapmışım. Tedavim olmasa şimdi nerede olurdum? Nasıl bir hayat yaşardım? Bilemiyorum. Herşey yoluna girmeye başladı sanki. İşimde de verimim inanılmaz arttı. Daha sakinim çünkü. Nedensiz kederlerim azaldı. Öfkelerim geri geldiğinde de “Ben bunların nedenini biliyorum ama geçmiş geçmişte kaldı artık.” diyebiliyorum.
Aşık olduğun kişi ile ayrıldınız mı?
Evet. Ama hala çok yakın bir arkadaşım. O terapi gördüğüm dönemde hayatı çok zindan etmiştim ona... “Dayanamıyorum artık” diye bıraktı beni. Dediğim gibi ben her ilişkiyi tecavüz gibi algılıyordum. Bu karşındakiler için kolay baş edilebilir bir durum değil. Hiç durmayan bir öfke ya da depresif bir ruh hali...
Peki O adam ne oldu?
2 yıl önce öldüğünü duydum. Kanser.
Ne hissettin?
(Uzun bir sessizlik) Üzüldüm. Tuhaf geldiğini biliyorum sana ama evet çok üzüldüm. O kadar yanlız bir hayatım varmış ki, tecavüzcüm zamanla benim arkadaşım olmuş meğerse. Beni mahveden adamın yıllarca hayalini kurduğum ölüm haberini alınca üzüldüm. Benim hayatımın kocaman bir parçası da onunla ölmüş gibi. Çok acaip değil mi? Neden bakıyosun öyle? Korktun mu?
Bunu kafamda nereye koyacağımı bilemedim. Haklısın biraz şok oldum.
Yaz bunu. İnsan kendi katiline aşık olabilir. Hele o katil hayatına 11 yaşında girmiş ise. Ya böyle söyleşilerde son sözler istenir ya. Ben de birşeyler söylemek istiyorum; Aileler çocuklarının hayatını iyi seyretsin. Gereksiz suçluluk duyguları ile büyütmesinler. Açık ilişki kurmak, geleneklerin öğrettiğinin aksine çok önemli. Çünkü tüm bu tecavüzlerin ortaya çıkmamasının altında yatan şey kapalı ilişki geleneği.
Gazete ve televizyonlarda ortaya çıkan tecavüz haberlerini okurken ya da izlerken ne hissediyorsun?
Hiç tecavüze uğramamış insanlar acaba bu haberi izlerken neler hissediyorlar? diye düşünüyorum. Onlar gibi hissetmeye çalışıyorum. Dehşete kapılmış, korku ve öfke içindeymişim gibi. Ama benim için bu olayları izlemek genellikle kocaman bir hiçlik... Sadece kendim için rol yapmaya çalıyorum. Bunun kötü, çok kötü birşey olduğunu tekrar hatırlamaya çalışıyorum. Bazen hatırlamayı başarıyorum da! İşte o zaman yüreğim sıkışıyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder