20 Aralık 2012 Perşembe

Bir bedende kaç kişi yaşar anne?






Bir bedende kaç kişi yaşar anne?

1974. Giresun / Aralık / Memleket kentleşmekte/ Bahçeli, sobalı evlerden, apartman hayatına akın başladı. / Kaynanalar eski evlerde, gelinler can havliyle Yeni Modern’e sığınmakta / En yeni meslek kapıcılık / Sabah ekmek, süt, gazete kapıda…. 5 numara Nurhan Hanımlar, 14 numara Remzi Beyler’e akşam gezmesindeler. Yerel gazete başlığı: Kentsel dönüşüm kent merkezinden başlıyor. Kafalardaki şaşkın soru: Nereden başlayacaktı?

Yeni tip modernin, kentleşmeyle ilk imtihanı:

Küçük kedi’ye işkence etmişler. Arka sokaktaki inşaatın yağmur suyu dolmuş çukuruna atmışlar. Kafasından bastırıp, boğmaya çalışmışlar.

Boğulmayan kedi, boğulmuyor işte!

Sıkılmışlar kedinin hayat inadından. Kuduracak başka inşaat kuyuları aranmışlar. Kurtulmuş kedicik, yeni mahallenin kaba inşaat çocuklarından. Kendi haline bırakılmış.

Bir taşın üzerine tünemiş aralık ayında. Küskün, halsiz, taşkın testosteron mağduru, ilk hayal kırıklığı zamanı. Ciğerleri çamurlu yağmur suyu dolu. Onu izleyen bir çift şefkatli göze hasret. Acısını dinlendiriyor.

Hem arkadaşlarıyla kediciği suya atan. Gerçekten boğmayı isteyen. Hem de kediciğin küskün bakışına ciğer yangını olup, kazağının altına alıp, eve sıcak kalorifer peteğinin altına yün kaşkolundan yer yapan. Önüne ekmek doğranmış süt koyan, O çocuk benim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder