Seni dün bir videodan izledim ey aziiiiz Okan Bayülgen.
Şebo: Yine ne
gördün?
Ben: Rayihası
iyice kaçmış, ekşimiş bir tat.
(Alkışlanmaktan) Sözü tükenmiş paslı dil.
(Alkışlanmaktan) Kavramlar arası - sinek de kaymaz olmuş - traş.
(Alkışlanmaktan) İfrazat arsızı bir çıban.
(Alkışlanmaktan) Çıkarmaz olduğu yüksek topuklu- el yapımı -
italyan deri kundura.
Şebo: Bütün
bunlar, kapalı alanda sigara içtiği için itiraz eden kız öğrenciye, demediğini
bırakmadı, hakaretler etti diye mi?
Ben: Kendini fark
edemeyen bir adamın, niye bu kadar çevresindeki herşeyi değiştirme kudurganı olduğunu
anlamadığım için. Onun ve peşine takılanların yolu nereye göremediğim için. Bu kasan,
muhalif müsameresi nerelere varacak merak ettiğim için.
Muhteşem Vasiyetim.
Yine haberler
bağımlısı oldum. Muhteşem yorum başlıklı
olanlarını bekliyorum. Elim yüreğimin başında ve endişeliyim; dizilerime yasak,
TBMM marifetiyle ne zaman gelecek onu anlamaya çalışıyorum. Aklımda pek çok
soru var. Yasak gelene kadar; Şehzade Mehmet’in sancağa uğurlanışını da görür
müyüz? Mihrimah Sultan, sevdiğine varamadan, Rüstem Paşa ile evlendirildiğinde,
çok ağlar mı? İç kurutan mağdure Hatice Sultan, Pargalı İbrahim Paşa’nın boynu
vurulduğunda ne yapacak? Bunları görebilecek miyiz?
Anlaşıldı ki bizim ömrümüz bu diziyi seyredip, bitirmeye
yetmeyecek! Ama belki gelecek kuşaklar, bu Aşk-ı Derun kurmacasını; Ecdat ne der, milli eğitimin amaçlarına uygun
mudur baskısı falan olmadan özgürce seyreder.
İşte o zaman, vasiyetimdir; emrihak vaki olduğunda, mezar
başıma biriniz gelip, ya toptan sezon sonu ya da haftada bir perşembe günleri (çarşamba akşam yayını varya) anlatıverin
kaldığım yerden. Zahmet vereceğim ama ben de ecdat olacağım o yüzden şey ettim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder