11 Temmuz 2012 Çarşamba

Herşey Yalan! Gerçek Sensin. Tarkaaaaan.


Türkiye’nin ölçüsüz batılılaşma arsızlığının tam olarak nerede başladığını bilmek, kestirmek çok zor... Milad, II. Mahmut döneminde mayalanan batı uygarlığı ile ilgili yeni bakış açıları da olabilir, Özal’ın yeni nesil batıcı toplum mühendisliği de. Bu tartışma yanıbaşımda yapıla dursun belki de bu konuda topluma en büyük kötülüğü yine yangını odunlamaya giden, sömürgelensek de rahat etsek diyen “bir kısım medya” yapmıştır. Malumunuz veçile:) sayısız örnek manşet geliyor aklıma; “Tüm dünyaya rezil olduk!” “Amerika’yı sallayan türk! “ ”Avrupa bu başarıyı konuşuyor!” Bıdı da bıdı, bıdı da bıdı... kendi kıymetini sistemli olarak batıdan göründüğü haliyle notlamak galiba bizim ulusal güvensizliğimizin de en büyük  göstergesi. Hele kentlileşme sürecini tamamladığını düşünen orta sınıf ve onun takipcileri bu konuda tam bir fenomen. Tüm hayatı neredeyse “batı bizi sevseneee” yılıklığı ile yaşıyorlar.  Günlük hayat tartışmalarımıza bile baktığımızda bunun sayısız örneğini görürüz; Bilmiş kadın bir kilo çalı fasülyesi alacak ama pazarcı eksik tartı yapıyor diye analiz hazır, cepten çıkıveriyor; “biz türklerden adam olmaz.” ya da yolda selpak satan küçük bir çocuğun arkasından “Bizi AB’ye niye alsınlar ki”... İçim bulanıyor bu sömürgelenme meraklısı ahaliden...
Neyse, konuyu getirmek istediğim yere geleyim artık. 30 Haziran’da 3 arkadaşımla birlikte Tarkan’ın konserine gittik... İstanbul’un gayet “kentli” orta sınıfı yine oradaydı. Hep bir ağızdan yenilerden, eskilerden güzel şarkılara eşlik ettik. Oynadık. O güzel surata ve sese hayran olduk. Adam güzel. Ses güzel... şarkılar cıvıl cıvıl. Neminden nefes alınmayan, siyasi tartışmaların bunalttığı bu havada serin bir nefes, izleyen herkese iyi geldi. Bu güzel geceyi seyrederken de bir taraftan düşündüm; inatla bu adama Mega Star’ımız muamelesini niye yapıyoruz?
Adam dibine kadar Alaturka Star. Dünya pazarına açılmaya çalışmış olması, sınır dışında da kısmen ve azalan bir eğri ile tanınıyor olması adamı mega star yapmamıza yetti. Ama yook bu “batıya bir çakarız! Görürler... yeter bizi yok saydıkları!!! Biz de onlardanız işte“ ezikliğimize iyi geldi.
Ayrıca Tarkan mega olsa, mr globe olsa bize ne? Tarkan’ın, Lady Gaga karşısındaki çapraz kur hareketini seyretmekten helak  oluyoruz. Bak ben bir kez daha söyleyeyim o adam sizin hayalinizdeki “o” megalaşmış adam değil! Tarkan’ı bir külah dondurma gibi düşünürseniz; azıcık parça çikolatalı Nesrin Topkapı, biraz karadutlu Zeki Müren, bir top da kaymaklı Ahmet Özhan üzeri avokado soslu Justin Timberlake.  İnatla geleneksel türk damak tadına uygun lezzetleri görmüyoruz da bu sosa niye bu kadar takılıyoruz onu anlamıyorum.
Adama da haksızlık! Bakın irtifa kaybetti. Çünkü bu mega takalağı ile  birlikte başarı beklenti çıtasını manasız yere biz yükselttik... Zavallım o da inandı kendi megalığına ve neredeyse megasında boğulan megolaman oldu. Uzaklaştı kendini var eden yurdum insanından.
Bunlar tehlikeli sular. Kıyıdan açılmak bazen çok riskli olabilir. Hem ben Tarkan’ın son albümünü beğenenlerdenim. Özüne geri dönüş, ana yatağına yerleşme sinyalleri aldığım için de umutluyum. Tarkan’la yeniden başlayan birlikteliğimizin şerefine bir duble rakı içeceğim bu akşam.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder