Türkiye’nin
ölçüsüz batılılaşma arsızlığının tam olarak nerede başladığını bilmek,
kestirmek çok zor... Milad, II. Mahmut döneminde mayalanan batı uygarlığı ile
ilgili yeni bakış açıları da olabilir, Özal’ın yeni nesil batıcı toplum mühendisliği
de. Bu tartışma yanıbaşımda yapıla dursun belki de bu konuda topluma en büyük
kötülüğü yine yangını odunlamaya giden, sömürgelensek de rahat etsek diyen “bir
kısım medya” yapmıştır. Malumunuz veçile:) sayısız örnek manşet geliyor aklıma; “Tüm
dünyaya rezil olduk!” “Amerika’yı sallayan türk! “ ”Avrupa bu başarıyı
konuşuyor!” Bıdı da bıdı, bıdı da bıdı... kendi kıymetini sistemli olarak
batıdan göründüğü haliyle notlamak galiba bizim ulusal güvensizliğimizin de en
büyük göstergesi. Hele kentlileşme
sürecini tamamladığını düşünen orta sınıf ve onun takipcileri bu konuda tam bir
fenomen. Tüm hayatı neredeyse “batı bizi sevseneee” yılıklığı ile yaşıyorlar. Günlük hayat tartışmalarımıza bile
baktığımızda bunun sayısız örneğini görürüz; Bilmiş kadın bir kilo çalı
fasülyesi alacak ama pazarcı eksik tartı yapıyor diye analiz hazır, cepten
çıkıveriyor; “biz türklerden adam olmaz.” ya da yolda selpak satan küçük bir
çocuğun arkasından “Bizi AB’ye niye alsınlar ki”... İçim bulanıyor bu sömürgelenme
meraklısı ahaliden...
Neyse, konuyu
getirmek istediğim yere geleyim artık. 30 Haziran’da 3 arkadaşımla birlikte
Tarkan’ın konserine gittik... İstanbul’un gayet “kentli” orta sınıfı yine oradaydı.
Hep bir ağızdan yenilerden, eskilerden güzel şarkılara eşlik ettik. Oynadık. O
güzel surata ve sese hayran olduk. Adam güzel. Ses güzel... şarkılar cıvıl
cıvıl. Neminden nefes alınmayan, siyasi tartışmaların bunalttığı bu havada serin
bir nefes, izleyen herkese iyi geldi. Bu güzel geceyi seyrederken de bir
taraftan düşündüm; inatla bu adama Mega Star’ımız muamelesini niye yapıyoruz?
Adam dibine kadar
Alaturka Star. Dünya pazarına açılmaya çalışmış olması, sınır dışında da kısmen
ve azalan bir eğri ile tanınıyor olması adamı mega star yapmamıza yetti. Ama
yook bu “batıya bir çakarız! Görürler... yeter bizi yok saydıkları!!! Biz de
onlardanız işte“ ezikliğimize iyi geldi.
Ayrıca Tarkan
mega olsa, mr globe olsa bize ne? Tarkan’ın, Lady Gaga karşısındaki çapraz kur
hareketini seyretmekten helak oluyoruz. Bak
ben bir kez daha söyleyeyim o adam sizin hayalinizdeki “o” megalaşmış adam değil!
Tarkan’ı bir külah dondurma gibi düşünürseniz; azıcık parça çikolatalı Nesrin Topkapı,
biraz karadutlu Zeki Müren, bir top da kaymaklı Ahmet Özhan üzeri avokado soslu
Justin Timberlake. İnatla geleneksel türk
damak tadına uygun lezzetleri görmüyoruz da bu sosa niye bu kadar takılıyoruz
onu anlamıyorum.
Adama da
haksızlık! Bakın irtifa kaybetti. Çünkü bu mega takalağı ile birlikte başarı beklenti çıtasını manasız yere
biz yükselttik... Zavallım o da inandı kendi megalığına ve neredeyse megasında
boğulan megolaman oldu. Uzaklaştı kendini var eden yurdum insanından.
Bunlar tehlikeli
sular. Kıyıdan açılmak bazen çok riskli olabilir. Hem ben Tarkan’ın son
albümünü beğenenlerdenim. Özüne geri dönüş, ana yatağına yerleşme sinyalleri
aldığım için de umutluyum. Tarkan’la yeniden başlayan birlikteliğimizin
şerefine bir duble rakı içeceğim bu akşam.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder