Büyüyüp, serpildim. Gün geçtikçe iyiden iyiye Perihan Savaş’a benzemeye
başladığımı söylerdi herkes. Hoşuma giderdi bu. İşletme fakültesi 3. Sınıfında
okurken, daha 20 yaşımda Ekrem’le evlilik yaptım. Eşim, uzak bir akrabamızın tıp
fakültesini yeni bitirmiş oğullarıydı. Uzaktan uzağa çok beğenirdim bu oğlanı; kısık
gaz lambası gibi titrek bakan tatlı gözleri vardı. Azıcık tıknazdı ve konuşurken
boncuk boncuk terlerdi ama olsun, o benim Şeref Sözü filmindeki Tarık Akan’ım
idi artık… Mutlu bir evlilik hayali kurarak okulumu 3. Sınıfta terk ettim. Tunceli’nin
Pertek ilçesine eşimin mecburi hizmeti için gittik. İlk 1 senemiz gayet iyi geçti
diyebilirim. Pilavın dibini sürekli tuttursam bile, yemek yapmayı öğrenmeye
başlamıştım. Kıyı köşe temizlikte pek hünerliydim. Ekrem’le yeni aldığımız kasetleri
dinler, dans ederdik; Ele Güne karşı
yapayanlız, böyle de olmaz ki… Bir
de,
laf aramızda, Perihan Savaş ile Tarık Akan’ın aksine biz sık sık sevişirdik.
Ne de olsa 90’lardayız artık, modern bir çağda yaşıyoruz, bazı konularda ifrata
kaçılabilir diye düşünürdüm.
Mutlu, mesut yaşarken, evliliğimizin 1. senesinde - ben hamile kaldıktan
sonra - ne olduysa oldu; Ekrem yeni yeni huylar çıkardı. Sürekli bana çok
kızgın gibiydi. Ne yapsam yaranamıyordum, beni sürekli azarlıyordu. Geceleri
eve ya geç ya da hiç gelmiyordu. “Neredesin?” diye sorduğumda “Tunceli’ye merkeze gittik arkadaşlarla” ya
da “ambulansla vaka götürdük” diyordu…
Yatakta yanına sokulup, bana sarılıp, öpmesini istediğimde çok yorgun olduğunu
ve uyumak istediğini söylüyordu. Daha önce birlikte yapıp da zevk aldığımız
hiçbirşeyi yapamaz olmuştuk artık. Ekrem’i geri getirmek için bildiğim her yolu
denedim; ağladım, alt dudağımı titrettim, “nerede
benim o aşık olduğum erkek?”,” ilişkimiz çatırdıyor Ekrem!” başlıklı konuşmalarımı
yaptım… Yok!
Bu böyle ben doğum yapıp, kızım ayşe’yi kucağıma alana kadar devam etti.
Ayşe doğduktan sonra bir süre eski tatlı hallerine döner gibi olmuştu sanki ama
çok uzun sürmedi ve tekrar eski tuhaf Ekrem geri geldi… Dayanamadım artık!
İçimdeki kalbi kırık Perihan ortaya çıktı “ben
çocuğumu alıp ailemi görmeye Manisa’a gidiyorum. Sen de düşün, taşın, ama bunun
böyle gitmeyeceğini bilmeni isterim Ekrem” dedim. Dediğimi de yaptım. “Ayşe’ye dayanamaz mutlaka arar! Hatta
arkamızdan gelir bizi almaya” dedim ama haftalar geçti hiç ses yok adamdan.
Sonunda gerçeği Ekrem’le birlikte aynı Sağlık ocağında çalışan, Aysel Hemşire’den
öğrendim. “Bedbahtım! bu adama ne oldu”
diye telefonda sıkıştırırken, Aysel ağzından kaçırıverdi baklayı: Ekrem, sağlık
ocağına bizden sonra tayini çıkan bir bayan doktorla gizli aşk yaşıyormuş! Ay
ne oldum bunu duyar duymaz biliyor musunuz? Ellerim, ayaklarım buz kesti. Soğuk
terler boşaltıp, düşüp oracığa bayılmışım… Günlerce ağladım. Filmlerde görür de
inanmazdım, doğruymuş; bir gecede acıyla sütten kesildim.
Ben neye yanayım? Kızımla ortada kaldığıma mı? Kadınlık onurumun çiğnendiğine
mi? Okulumu bırakıp, aşkımın peşinden gittiğime mi? Yıkılan mutlu gün
hayallerime mi? söyleyin neye!
Kimdi o basit kadın?
Lale Belkıs’ı düşündüm uzun uzun; başkalarının kocasını almak için
çevirdiği entirikaları, pençelerini nasıl karşısındakine geçirdiğini… İşte tam
o an beynimde bir şimşek çaktı sanki! Ya Lale benim durumumda olsa ne yapardı? Kalktım
Perte kaymakamıyla, ilçe sağlık müdürünün arkadaşım olan eşlerine uzun birer
mektup döşendim… Anlattım herşeyi; bu yasak ilişkiyi, maduriyetimi, kızımız
Ayşe’yi… Yardım rica ettim.
Çok geçmedi 1 ay sonra kapı çalındı ve ekrem “aman ben ettim. Sen etme”
diyerek Manisa’daki baba evimin kapısına dayandı. Ayşe’yi öper, beni koklar…
Aman da aman. Neyse araya aileler de girince bir müddet sonra barıştık. “O
kadın” başka yere tayin istemek zorunda bırakılmış, bizimkine de “git karını al gel, böyle utanmazlıklar hoş
karşılanmaz” diye uzun uzun nasihatlar etmişler. Şimdi Lale Belkıs’a iade-i
itibar yaptım artık. Makyaj aynamda Perihan’ınkinin altına küçük boy bir resmini
bile koydum. Şimdi ne zaman Ekrem kafamı bozsa o resme bakarım…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder